Rss
05
Ara
2016

 

3 Aralık Cumartesi 2016 günü (dün) düzenlenen Adana mitingine, birkaç 25 yıllık SHP / CHP gençlik kollarından doğan dostumla katıldık. Aladağ’daki yurt yangını da içimize öyle koymuştu ki, planımıza oraya gitmek, yurdun yer aldığı ilçeyi, coğrafyasını, ailelerin içinde kaldığı durumu anlamayı da becermeliyiz dedik. Bu nedenle sabah önce Aladağ’a gittik, Sayın Genel Başkan’ın da yurda geleceğini öğrenince, planımızdan daha uzun süre bekleyip, kendisine de eşlik ettik.

18 yaş altında her çocuğun eğitim alma ve bunu gerektiriyorsa barınma hakkının devlet tarafından sağlanması gerektiği bilinmesine rağmen bir dizi hukuksuzluğun kokusu halen yangının kokusuna sarılı durmaktaydı havada.

Çocuğunu eğitimden mahrum etmemek için tarikata itilmekten başka çaresi bırakılmayan ama tarikat üyesi olmasa da boyun eğen aileleri eleştirmek işin kolay yönü. Sorumlu devlettir. CHP konuya eğitim, barınma hakkı ve laiklik ekseninde bakmalıdır. Konuyu götürüp yangın merdiveni ve alınması gereken fiziksel önlemlere endekslemek temel kök nedenleri es geçmek olacaktır.

 

MİTİNG; Adana ve çevre il örgütlerinin başarılı çalışması sonucu iyi seviyede bir katılım yakalamıştı.

Ancak Sayın Genel Başkanın konuşması miting havasına uygun değildi. Standart bir Meclis Grup Toplantısı konuşmasıydı, coşkusu,  odaklanması, kitleyi yakalama dozu düşüktü.

Ayrıca "Başkanlık Sistemi ülkeyi böler ve biz buna izin vermeyeceğiz" diyerek BÖLDÜRMEYECEĞİZ sloganı ile toplanan bu mitingde bu temaya yönelik ciddi bir konuşma kurgusu yoktu. Bildiğimiz Taksim ve Yenikapı mitingleri dışına çıkamayan bir çerçeve vardı.

Ancak mitingin benim için bittiği ve meydanı terk ettiğim an; Sayın Genel Başkanın Nazlı Ilıcak, Mehmet-Ahmet Altan kardeşler, Şahin Alpay ve Ali Bulaç'ın tutuklanmalarına tepki ve üzüntüsünü ifade ettiği andı. Bu vurgusu hem CHP tabanının ideolojik hassasiyetlerini halen algılayamadığı hem de CHP’nin 15 Temmuz Darbe Girişimine karşı koymanın yanısıra Ergenekon-Balyoz uydurma davalarını yaratanlarla da hesabını görmeyi sürdürmesi gereğini beceremediğini sergiliyor.

Yani; Sayın Genel Başkanın kendi tarif ettiği şekliyle "aklını kiraya verenden gazeteci olmaz" ama bu saydığı isimler değil kiraya vermek, SATTILAR HEM AKILLARINI HEM BU VATANI. O nedenle de değil sahip çıkılmak adları bile bir ortamda mağdur diye anılmamalıdır, hele hele UĞUR MUMCU MEYDANI’nda! Ali Bulaç'ın Alevilik ve Aleviler üzerine ettiği kırıcı, itici, hakaret eden ve düşmanca söylemlerini ise nereye koymaktadır Sayın Genel Başkan?

İşin özü; herkese şirin gözükmek, çizgi, siyasi rota ve ideolojik konumlanmaları yok eder. Bu ise CHP gibi misyon ve ideoloji partisinde uygulanamaz. Uygulanmaya çalışılmasının iki nedeni olabilir; partiyi bilmemek, anlamamak veya partinin oyunun artışını frenlemek.

Yazar Administrator   
 
Cumhuriyet Halk PartisiCopyright © 2016 | Levent Eyipişiren İzmir 2. Bölge Aday Adayı | Powered by Mini Bilişim